20 Mayıs 2014 Salı

Barbar Conan Türk Mü?: Anadolu'yu Tarumar Eden Savaşçı Kimmerler (M.Ö. 1.500 - M.Ö. 300)

"Savaşı bilmeyen, barışı da bilemez"
Japon Atasözü


Barbar Conan'ın kralı olduğu Kimmerya'nın, aslında bir çizgi roman olmaktan da ötesine geçerek, eski çağ tarihinin bir bölümünde Güney Rusya steplerinde yer aldığını ve Kimmerya'da yaşayan Kimmer savaşçılarının, Anadolu'yu Urartular ve Friglere dar ettiğini öğrenmek etkileyici olmuştu benim için. Buna karşın bu uygarlığı araştırmak istediğimde, hakkında milliyetçi görüşleri ile tanınan bir yazarın yazdığı romandan başka, bu uygarlığa özgülenmiş hiçbir eser bulamayınca bu etkileyicilik yerini şaşkınlığa bıraktı. Bu uygarlıkla ilgili en geniş bilgiyi nereden alabilirim sorusuna, internet bir nebze cevap verse de, sonunda bana bir çılgınlık yaptırıp, aşağıdaki güzel seti satın almak zorunda bıraktırdı. Bende bu hususa binaen bu yazıda size büyük bir özenle hazırlanmış 21 ciltlik bu dev eseri tanıtmamın tam yeri olacağına kanaat getirdim. Girizgahı kısa tutayım, çünkü Kimmerler ile ilgili anlatacak epey şeyim olacak.

Türk Tarihi ve Akademisyenliğinin Medar-ı İftiharı: Türkler Ansiklopedisi (21 Cilt)

Belki de Türk tarihinin en önemli eksikliklerinden birisiydi, böyle derli toplu bir eserin olmaması. Kendi tarihimize karşı çoğunlukla yabancı olduğumuz, araştırma konularının kısıtlı bulunduğu, bir olgu veya olayla ilgili hususi makaleler veya akademik çalışmalarda ne kadar zorlanıldığı ve Türk tarihçiliğinin İslamiyet sonrası tarih ve bu tarihi inceleyen belirli isimlerin araştırması kıskacında kalmış olması açısından düşünüldüğünde, Türkler Ansiklopedisi gerçekten mükemmel bir nimet. Yeni Türkiye Yayınları tarafından yayınlanan Türkler Ansiklopedisi 21 ciltlik toplam 21000 sayfaya ulaşan muazzam bir Türk tarihi külliyatı. 48 farklı ülkeden yüzlerce akademisyenin yanı sıra, Türkiye'den 1700 den fazla bilim adamı ve araştırmacının da yazılarının yer aldığı, en eski tarihlerden bu yana Türklerin izlerini süren çok önemli bir eser. Hakem kurulu tarafından onaylanan yazıların yer aldığı bu mükemmel eserin ilk cildinde Türk tanımından başlayıp, ansiklopedinin çıktığı tarih olan 2002'ye kadar Türkler inceleniyor. Ansiklopedinin yayınlandığı tarihte, henüz eski çağ tarihi ve özellikle de Sümerliler'in Ön-Türk olup olamayacağı bahsi ile ilgili çok fazla yayın çıkmamış olduğundan olsa gerek, Sümer-Türk bağları ile ilgili fazla yazı mevcut değil. 2006 sonrası bu uygarlığa ilişkin daha detaylı eserler ve araştırmalar yayınlanmaya başlaması sebebiyle bu hususun üzerinde durulamamış olması da bana normal geliyor. İlk ciltte Kimmer ve İskitler ile başlayıp, Hunlar ile devam ediliyor. Takip eden ciltlerde kronolojik sıraya göre Gök-Türkler'den başlayarak günümüze doğru geliniyor. 4. cildin ortalarına kadar, İslamiyet öncesi Türk tarihi ile ilgili envai çeşit, konu ve ayrıntıda makaleye ulaşabiliyorsunuz. Bu noktadan 9. cilde kadar yoğunluğu Selçuklular'ın kapsamakta olduğu Türk tarihi anlatılıyor. 9. ciltten 15. cildin ortasına kadar Osmanlılar ve yarattıkları medeniyete dair bütün hususlara ilişkin özel ve seçkin makalelere ulaşabiliyorsunuz. 15. ciltte Milli Mücadele dönemi anlatılmaya başlanıyor ve buradan 18. cilde kadar günümüz Türkiye'sine ulaşıyoruz. Daha doğrusu 2000'li yıllara kadar olan döneme ulaşabiliyorsunuz. 18. cildin yarısından 20. cildin sonuna kadar Türk dünyasının günümüzdeki durumları hakkında ki bilgilere ulaşılıyor. 21. ve son cilt ise bu güzide ansiklopedinin indeksi olarak tasarlanmış durumda.

Benim gibi Türk tarihi konusunda saplantı derecesine varmasa bile geniş çaplı araştırma yapmak isteyenlerdenseniz kesinlikle bulundurmanız gereken bir eser. Bununla birlikte günümüz siyasi konjonktüründe pek mümkün olmadığına inansam da, eserin son 12 yılda tarihi ve arkeolojik anlamda yapılan keşifler doğrultusunda, özellikle Eski Çağ Türk Tarihi açısından güncellenmesi gerektiğine inanıyorum. Zira geçen süre zarfında Sümerliler, Hatti, Hurri, Urartu, Frig, Troya gibi uygarlıklar bazında ele alınabilecek çok fazla akademik çalışmanın ortaya çıkmış olması, Kimmer, İskit, Etrüsk ve Sarmat uygarlıkları ile ilgili ise son dönemde ciddi arkeolojik keşiflere ulaşılmış olması bu güncellemeyi elzem hale getirmektedir. Ansiklopedide değinilmiş olan Anav, Afenesevo, Andronova, Tagar vs. kültürler ile ilgili yapılmış son dönem çalışmaları ve özellikle Rus, Kazak ve Türkmen arkeolog ve eski çağ tarihçilerinin yakalamış olduğu tespitlerin yer aldığı daha geniş bir çalışmayı görmeye veya kısmet belki de içinde yer almaya ömrüm vefa eder umarım. Ansiklopedi ile ilgili söyleyecek bir çok şey var aslında. Örneğin sunulan görseller mükemmel ötesi. Ciltlerin içerisinde belirli bölümler renkli kuşe kağıda basılmış durumda. Haritaların ve uygarlıkların sanatlarına ilişkin görsellerin yer aldığı sayfalar okuma zevkinin yanı sıra, seyir zevki de aşılıyor insana. Gerçekten bu esere emeği geçen herkesin ellerine sağlık demekten başkası gelmiyor elimden. Büyük ağırlığı bu eserde okuduğum üç dört makaleden edindiğim bilgiler doğrultusunda sizlere Kimmerleri tanıtmaya çalışacağım.

Homeros'dan İlahi Metinlere Kimmerler 

Kimmerler, Güney Rusya'da Kimmerya denen ülkelerinden -ki bugünkü Kırım şehrinin kurucuları ve şehire ismini verenler oldukları hususunda tartışma kalmamıştır- İskit/Saka baskısıyla Ön Asya'ya doğru akın akın yol almaya başladıkları anda hem Anadolu'nun, hem de eski çağın köklü uygarlıklarının tarihlerini belirleyeceklerini biliyorlar mıydı bilinmez. Yıkıcı ilerleyişleri ve kültürleri o kadar büyük etkiler yaratmış ki, Homeros Kimmerya'yı Hades'in ülkesi ilan etmiş, Tevrat'ın ayetlerinde Gomerlerden(Kimmer) bahsedilmiştir. Hatta İskitler ile birlikte Kimmerler uzun bir dönem Gog-Magog (Ye'cüc ve Me'cüc) olarak görülmüşler. Aslında eski çağ tarihinde bir dönemi ifade etmek için sürekli İskitler ile birlikte anılan bir kavim olarak kalmışlar. Bununla birlikte bugünkü Kapadokya bölgesinin uzun süre boyunca Gomer olarak anılmış olması, Kimmerlerin bu bölgedeki etkisini ispatlar niteliktedir. Onlar hakkında ulaşabildiğim veriler ya akınlarının ve işgallerinin yaratmış olduğu yıkıcılığa ilişkin ya da savaşmaktan başka bir şey bilmeyen barbar bir ulusun hikayesine dair anlatılar. Öyle ki bir çizgi roman kültü olan Kimmeryalı Barbar Conan'da bu imgelerden fazlasıyla nasibini alarak oluşturulmuş bir karakter. Kimmerler savaşçı bir ulus, ancak onlara ithaf edilen vahşiliğin orta çağ korku hikayelerinden daha fazlası olabileceğini düşünmüyorum. Zira arkalarında sanatsal açıdan birçok eser bırakan, kültürlerini Anadolu'nun içlerine Amasya Gümüşhacıköy'e kadar getirmeyi başarabilen, Anadolu'nun kaderini değiştiren bir uygarlık. Anadolu'ya girerken Urartulara kan kusturan, Frig Krallığını yıkan, Asur İmparatorluğuna uzun süre kök söktüren, Lidya Krallığına devrinin en zor yıllarını yaşatan bu uygarlığın savaş gücü ile baş edilememiş olması itirabiyle salt yıkıcı bir unsur olarak algılanmaları ve yok ettiği veya zora düşürdüğü unsurlar tarafından korku yaratan bir ulus olarak algılanmaları gayet normal diye düşünüyorum.

Bununla birlikte, diplomatik ilişkiler ve ittifaklar kurarak Anadolu'da büyük bir bozkır devleti kurmuş olmaları, Anadolu'nun ve dolayısıyla Mezopotamya'daki devletlerin kaderini de yakından etkiledikleri hususu yadsınamaz. Homeros, Herodot ve Strabon'a göre Kimmerler Güney Rusya'nın ilk seçkinleridir. Bulundukları bölgenin seçkini olarak tanımlanan bu kavmin, Anadolu'ya girişlerinden itibaren vahşi olarak adlandırılmaları ancak ve ancak, kendilerinin uygarlıklarını genişletmek için savaşmış ve savaşıyor olduğu gerçeğini görmezden gelenlerin yapabileceği bir tanımlamadır. Üstelik vahşi olmayan bu kavmin sanatları o kadar güçlüdür ki, son dönem eserleri Urartu sanatını çok derinden etkilemiştir. Atlı kavimlerin ilki sayılabilecek bu kavim hakkında arkeolojik delillerin azlığı, az eser bırakılmasından değil, onlara ait kurganların define kazıcıları tarafından tarumar edilmesinden kaynaklanmaktadır. Belki de Anadolu'yu tarumar etmiş olmalarının kendilerine dönüşü de bu şekilde olmuştur. Bugün Kimmerler'in yayılmış olduğu coğrafyayı düşündüğümüzde, Güney Rusya'dan Anadolu içlerine, Amasya üzerinden Trabzon'a doğru ilerledikleri görülmektedir. Daha sonra Anadolu içlerine onları iyice sıkıştıran İskit akınları sonucunda Batı Anadolu'dan Balkanlara doğru ilerlemişler, Tuna önlerinde İskitlerin kuzeyden inen koluyla tekrar karşılaşarak bir kez daha bu sefer bazı Trak kabileleri ile birlikte tekrar Anadolu içlerine yönelmişlerdir. Kimmerleri en son göreceğimiz yer Kilikya bölgesine yaptıkları saldırıdır. Kimmer Hakanı ya da kralı Dugdamme'nin ölümü sonucunda kendi içinde büyük bir karmaşaya düştükleri ve Kilikya'da yenildikleri bunu takiben de çöküşlerinin hızlandığı bilinmektedir.

Kralların Ölümüne Neden Olan, Amazonları Dünyayla Tanıştıran Uygarlık

Kimmerlerin Anadolu'yu tarumar ederken birçok kralın ölümüne sebebiyet vermiş olmaları da enteresan bir ayrıntıdır. Urartu Kralı I. Ruşa Kimmer baskısına dayanamayarak intihar etmiştir. Kral Midas Gordion'un yağmalanması üzerine boğa kanı içerek intihar eder. Kimmerlerin bozkır gelenekleri doğrultusunda Anadolu'da devletlerini kurmaları da Frig krallığının çöküşünü takip eder. Lidya Kralı Gyges Kimmerler ile ilk karşılaşmasında Asur yardımı ile onları alt etse de, daha sonra Asurlulara ihanet etmesinin ceremesini çeker ve Sardes Kimmerler tarafından istila edilirken, Gyges'da savaş sırasında öldürülür. Bölgenin en güçlü uygarlıklarının krallarını ölüm yolculuğuna yollayan bu uygarlığın bir diğer özelliği de, artık birer Kimmer savaşçısı oldukları konusunda fazla tartışma kalmayan Amazonlar'a sahip olmalarıdır. Bozkır geleneğini sürdüren bu kavmin kadınları da, tıpkı erkekleri gibi at binmekte, kılıç kuşanmakta ve savaşmaktadır. Bu savaşçıların Kimmerler, İskitler ve Sarmatlarda yer aldığına delil teşkil edebilecek kurganlar mevcuttur. Kadın mezarlarının dörtte birinden fazlasında, bu kadınların silahları ile gömüldükleri saptanmıştır. Dede Korkut efsanelerinde de Alp Kızlar olarak anlatılan Amazonların bizim kültürümüze yabancı olmadığı ve nesiller boyu hikayelerle her bir kuşağa aktarıldığı da açıkça ortadadır. Prof. Dr. Taner Tarhan'a göre Amazonların ilk ortaya çıktığı uygarlık Kimmerlerdir. Kimmer-İskit bağları şaşılacak derecede kuvvetlidir. İki uygarlıkta da "Bozkır Hayvan Üslubu" denilen sanat üslubuna rastlanılmakta ve hatta bu iki uygarlığın eserleri birbirlerinden ayırt edilemeyecek derecede birbirlerine benzemektedir. Bu sebeple Türk kökenli olmaları konusunda büyük oranda uzlaşılan İskitler/Sakaların kendisine bu kadar benzeyen bir uygarlıkla köken bağının olmadığını iddia etmek güçtür. Bu iki uygarlık arasında en kati fark Kimmerlerin de atı binek hayvanı olarak kullanmakla birlikte, İskitler'de olduğu gibi atlı süvarilerinin olmamasıdır. Kaldı ki İskitler karşısında ezici bir şekilde yenilmelerinin sebebi olarak da atlı savaşçılar olan İskitler'e karşı yaya olarak savaşan Kimmerler'in çok güçsüz kalması gösterilmiştir.

Kimmerlerin kökeni ile ilgili tartışmalar iki noktada toplanır. Batılı tarihçilere göre Hint-Avrupalı bir kavimdir fakat İrani bir dil konuşmaktadırlar. Bu sebeple Kimmerleri İndo-İrani olarak sınıflandırmışlardır. Bu tez tarihi ve arkeolojik açıdan fazla delile sahip olmayan bir tez. Zira Kimmerlerin dillerine İrani kelimelerin girmesi bulundukları bölge ve kültür alışverişi doğrultusunda kaçınılmazdır. Kimmerleri Ural-Altay kökenli kavimler sınıfına sokan tezlerin, Kimmerler ile Orta Asya kökenli halkların çok fazla ortak noktası olduğunu göstermektedir. Kimmerler bozkır yaşantısını benimseyen, göçebe, sanatlarında Orta Asya Türk topluluklarının bir özelliği sayılan hayvan üslubunu kullanan, kılıç ve ok kullanmada üstün yetenekli, hareketli bir topluluktur. Eski çağın büyük tarihçilerinden Procopius, Kimmerleri Bulgarların atası olarak tanıtmaktadır ki, bugün Doğu Avrupa Türk tarihi alanında çalışan Türkologlar tarafından sonradan asimile olmuş olsalar da Bulgarların atalarının Hun Türkleri ile karışan Ogur Türkleri olduğu konusunda ittifaka varılmış tezler mevcuttur. Macar mitolojisi Bulgarların Kimmerlerin atası olduğu yolundaki tezi desteklemektedir. Hazarların tarihi ve ilahi metinlerin ortak noktada birleştiği konu ise Nuh-Yafes-Kimmer-Togarma silsilesidir. İlahi metinler baz alındığında Togarma'nın tüm Türklerin atası sayıldığını ayrıca belirteyim. Kaldı ki Hazar Hakanı Yosef ile Cordoba halifesinin sekreteri Hasday bin Şaprut arasındaki yazışmalar da, Yosef'de "Biliniz ki biz Yafes soyundan Togarma'nın torunlarıyız" demektedir. Bununla birlikte Gümüşhacıköy, Şebinkarahisar, Samsun, Trabzon vs. Anadolu topraklarında ele geçen arkeolojik deliller, bu kavmin bir Orta Asya kavmi olduğunu doğrular niteliktedir.

Ön-Türkler (Proto-Türkler) mi? İlk Türkler (Pre-Türkler) mi?: Kimmerler'in Türk Tarihindeki Yeri  

Kimmerlerin kökenleri konusunda kendi okuduğum kaynaklar doğrultusunda bir kanaat geliştirmiş olduğum için, tarihi ve arkeolojik gelişmeler sonucunda fikrimin netleşeceğine inanarak, başka bir hususta fikirlerimi sunmak istiyorum. Kimmer-İskit-Sarmat-Hun kavimleri bundan önceki tarihi bilgilerimiz ışığında hep Ön-Türk uygarlıkları olarak anılmıştır. Zamanla Hunlar bu tashihten çıkartılıp İlk Türkler olarak sınıflandırılmış, diğer üç kavim için Ön-Türk uygarlığı ibaresi kullanılmaya devam edilmiştir. Günümüz tarihi araştırmaları ve popüler tarihin konuları arasında yer alması ve Urmu teorisi doğrultusunda Türk tarihinin mevcudiyetinin çok daha önceki tarihlere ulaşması karşısında bu sınıflandırmanın yeniden yapılması gerektiğini düşünüyorum. Zira M.Ö. 6.000 Anadolu'nun muhtelif yerlerinde Türk tamgalarının ilkel örneklerine rastlanıldığına ve M.Ö. 4.000'de Mezopotamya'da uygarlığı kuran Sümerliler-Kengerliler'in Türk kültürü ile bağları yüksek bir tutarlılık arz ediyorken, M.Ö. 6.000 tarihinden, Kimmerlere ulaşana kadar geçen sürede sizlere önceki yazılarımda bahsetmiş olduğum Sümer-Kenger, Hatti-Hitit, Hurri-Urartu, Frig kavimlerinin birer Ön-Türk uygarlığı olarak kabul edilmesi gerekmektedir. Kanaatimce Kimmerler, İskitler ve Sarmatlar; dil, toplum yapısı, yazı, din, örf, adet, gelenek vesair unsurlarla Türk uygarlığına bir ön hazırlık değil, Türk uygarlığı ve kültürünün olgunluk aşamasının başlangıcı sayılmalı, bu sebeplerle Kimmerler, İskitler ve Sarmatlar İlk Türkler olarak sınıflandırılmalıdır diye düşünüyorum. 2000 sene boyunca süslenerek gelişen Türk prototipinin bütün kültürel harcını ve ana özelliklerini taşımaları itibariyle İlk Türkler olarak anılmayı ayrıca hak ettiklerine de inanıyorum.

Evet Kimmerler ile Türk tarihi maratonundaki yolculuğumuz, savaş arabalarından atların üzerine taşınmaya başladı. Artık Avrasya coğrafyasını at üzerinde geçerek ilerleyeceğimiz bir dönemin girişindeyiz. Tarihçiler bu dönemi Atlı Kavimler Medeniyeti olarak tanımlıyorlar. Başlangıcı da İskitler/Sakalar. Tahmin edeceğiniz üzere maratonda bir sonraki adım Türklerin ilk süper devleti olan, Ön Asya ve Avrupa'yı atlı süvarilerin ezici gücüyle tanıştıran İskitler/Sakalar olacak.

Her ne kadar dikkatimi ilk cevabı çekse de, manipülasyon yapmamak için Kimmeryalı Barbar Conan'ın filminde geçen bir replik ile bu yazıyı bitirelim:

- Hayatta en iyi şey ne?
- Geniş bozkırlar, çevik at, bileğindeki şahin ve saçlarındaki rüzgar...
- Yanlış! Conan! hayatta en iyi şey ne?
- Düşmanını ezmek, önünden sürüldüğünü görmek ve kadınlarının feryatlarını duymak
- Güzel.





Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...