28 Mart 2014 Cuma

Adli Gerilim Diye Bir Tarz: Sokak Avukatı - John Grisham

"Yasalar ne kadar çoksa, adalet o kadar az olur."
Marcus Tullius Cicero


Gerilim romanları, modern edebiyatın son döneminin alameti farikası haline gelmiş durumda. Popüler yayınevleri neredeyse iki günde bir yeni bir polisiye-gerilim romanı basıyorlar. Birçok ülkede bu romanlar en çok satanlar listesinden düşmüyor. Öyle ki Polisiye-Gerilim türü kendi efsanelerini çoktan yaratmış durumda. Halbuki lisede okuduğum dönemlerde, Agatha Christie ve Stephen King'den başka yazarın ismini bilmezdim çoğu kimseyle birlikte. Tam da bu dönemde 1991 yılında Grisham belki bilinçli bir tercihle, belki de yazdıkları kendisini o doğrultuya götürmüş olduğundan, Şirket isimli romanını yayınladı. Adli Gerilim diye bir tarz doğmuş oldu böylece. Yazarın bugüne kadar yayınladığı kitapların tamamı, ya bir avukatın, ya bir hakimin, ya da hukuk sistemine ilişkin yergilerin odak noktasında olduğu eserler oldu. Bugün adli gerilim diye bir tür hala canlıysa, bunu Grisham'ın her sene bir yenisini çıkardığı kitaplarına borçludur. Ben ise size ilk etapta çok geçmişte kalmış, benim ayrıca çok beğendiğim bir kitabını tanıtacağım. Sokak Avukatı, 1998 yılında ilk defa yayına çıkmış. Benim elimdeki roman Remzi Kitabevi tarafından basılmış. Karton kapaklı, 319 sayfa. Bir avukat olmam sebebiyle, Grisham romanları hep diğer gerilim romanlarına göre daha fazla ilgimi çekmiştir. Her ne kadar Anglosakson hukuku ile Kıta Avrupası hukuku arasındaki farklılıklar dolayısıyla, Grisham kitaplarında yer alan karakterleri içselleştirmek, onlarla empati kurmak zor olsa da okunması çok keyifli oluyor. Sokak Avukatı benim okuduğum ilk Grisham kitabıdır. Konusu ilgi çekici olmasına rağmen, kitap genelinde sizi sürekli heyecanlandıracak, sürekli gerilim içerisinde tutabilecek bir yapı yok. Büyük bir Hukuk firmasına ortak olmak üzere olan başarılı bir genç avukatın, hayatı sorgulamaya başlayarak işini bırakıp, kendini hukuki yardıma muhtaç insanlara sosyal yardım kapsamında avukatlık hizmeti vermeye başlamasını anlatıyor. Grisham adli gerilim dışında, ortam betimleme ve okuyucuya ortamı yaşatma konusunda çok başarılı. Eğer sizde benim gibi roman kahramanı ile empati kurarak okumaktan zevk alanlardansanız, ne demek istediğimi daha iyi anlayacaksınızdır. Roman boyunca kendinizi Drake&Sweeney hukuk firmasının her tarafından zenginlik akan gökdelenlerin birinde mukim ofislerinin koridorlarında dolaşırken bulabilir, Michael'ın kararı doğrultusunda Manhattan'ın arka sokaklarında pejmurde bir sosyal hizmetler merkezindeki daracık masasının başında pineklerken etrafınızdaki sefalete göz gezdirebilirsiniz. Romanın başlarında zengin müvekkillerin saatlik ücretini hesaplarken kafanız şişmişken, akabinde kendinizi New York'un en seçkin restoranlarından birinde eşsiz bir yemek yerken bulabilirsiniz.

Romanı iki kısım halinde düşünürsek, ilk kısımda esas oğlanın zenginlik, refah ve çalışma dolu hayatını, toplumun üst tabakasının yaşantısına tanıklık ederken, romanın kırılma noktasından sonra tamamıyla zıttı bir yaşantıyı tanımaya başlıyorsunuz. Michael'ın daha önce ofisinden içeri girmeyi bırakın, ofisinin bulunduğu gökdelenin önünden geçemeyecek insanlarla, arka arkaya tanışması ve onların işlerine yoğunlaşması sürecinde geçirdiği değişimi, sosyal eleştiriyi, sorgulanan farklılıkları ve Amerikan hukuk sistemine getirilen eleştirileri okuma fırsatına erişiyorsunuz. John Grisham'ın filme uyarlanmak isteyip, bunun başarılamadığı romanlarından. Başta da belirttiğim gibi sizi gerilimden gerilime sürükleyecek, heyecan verecek bir kitap değil. Ancak Grisham'ın üslubu diğer romanlarında olduğu gibi oldukça akıcı. O yüzden okurken sıkılmanız söz konusu değil. Eni konu kitapta karşılaşabileceğiniz en heyecan verici durum, Michael'ın evsizlerin korumasına kendini adadığı andan sonra, eski şirketi ile bir dosya üzerinden karşı karşıya gelmesi olabilir. Mesleki ilgisi olanlar için normalden daha akıcı olabilecek bir kitap olmasına rağmen, hukuk hakkında hiçbir şey bilmeseniz dahi zamanınızı faydalı geçirmenizi sağlayabilecek bir eser. Örneğin bir tatilde, boş zamanınızda ya da otobüste, metroda sıkıldığınızda size yolculuğu unutturmasa bile hissettirmeyecek kadar etkili. Grisham kitapları kütüphanemin önemli bir bölümünü doldurmasına karşın, ilk okuduğum kitap olması sebebiyle bu kitabı tanıtmaya karar verdim. Yoksa ileride anlatmayı düşündüğüm öyle kitaplar var ki, adli gerilimin nasıl bir tür olduğunu size gayet açık hissettiriyor.

Son söz olarak, okumadığınız da eksik hissetmeyeceğiniz, okuduğunuzda ise bir şeyler kazanabileceğiniz bir kitap. Bu türden keyif alıyorsanız, okumanızı öneririm.     





Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...