25 Nisan 2014 Cuma

Tek Davası Yaşamak Olan, Yaşamı Bir Dava Olarak Anlatan Roman: Dava - Franz Kafka

"Herkes dünyayı değiştirmeyi düşünür, ama kimse kendini değiştirmeyi düşünmez"
L.N.Tolstoy



Bazı romanlar karabasan gibidir. Zihniniz uyku halindeyken inanılmaz bir kabustur, uyanıkken ise çözülebilir bir şehir efsanesiymiş gibi durur. Okuyanın kendince çıkarımlarda bulunduğu, yorumlayabildiği, görünen ve görünmeyen anlamlar taşırlar içlerinde. Karanlık edebiyatın en seçkin örneklerinden Kafka'nın "Dava"sı işte bu tanım içerisinde yer almaktadır. Okuyan için bir bürokrasi ve hukuk sistemi eleştirisi olarak algılanabilecek metinler taşısa da, bir çok okurun ve hatta benim okumuş olduğum versiyonunda Ahmet Cemal'in önsözünde açıkça belirttiği üzere, Kafka'nın hayatı bir dava üzerinden sembolize ederek anlatması romanın ruhuna uygun düşebilecek bir tanımdır. Size tanıtacağım Kafka edebiyatının derin dehlizlerine iniş bileti niteliğindeki bu roman Can Yayınları tarafından basılmış, Türkçe'ye Ahmet Cemal tarafından çevrilmiş, karton kapaklı 248 sayfalık bir iç mücadele ve müşahedenin hikayesidir. Romanın kahramanı Josef K. bir sabah uyandığında nedenini bilmediği bir suçtan dolayı tutuklanmış ve hakkında bir dava açılmış olduğunu öğrenir, ancak bu sürece rağmen normal hayatına devam edebilecektir. Sebebini bilmediği bir nedenle hakkında dava açılmış olmasının saçmalığı, önce Josef K.'ya inandırıcı gelmese de karşı karşıya kaldığı süreç onu yavaş yavaş bunun gerçek olduğuna inandırır. Roman kahramanı davası hakkında bilgi almak için mahkemeye gider, muhatap bulamaz, savcılarla görüşemez, hakimlere kendisini anlatamaz. Onu daha da çileden çıkaran şey, günlük yaşamındaki herkesin onun sebebini bile bilmediği bir davadan yargılandığını biliyor olmalarıdır. Olayların gelişimi ile kendisinin davanın merkezinde yer aldığını anlar, bu duruma alışır, umursamamaya başlar ve cezasını bekler. Kafka'nın ilk bakışta saçma gelen bu karanlık romanını bitiren okurun aklında, neyin anlatıldığına dair canlanan ilk şey, kendisi de bir hukukçu olan Kafka'nın hukuk sistemine ve bürokrasiye olan eleştirisini sunmuş olduğudur. Oysa hem Kafka'yı okudukça, hem de özel yaşantısı hakkında bilgi edindikçe bu romanın çok daha fazlası olduğuna kanaat getireceksiniz. 

Aslında ilk etapta görüldüğü üzere, hukuk sisteminin ve bürokrasinin eleştirisinden ziyade bir hayat eleştirisi mevzu bahistir. Josef K.'nın suçlandığı bir dava, yargılanacağı bir mahkeme yoktur. Tutuklusu olduğu şey yaşamın ta kendisidir. Bay K. dünya hayatı tarafından esir edilmiş ve bunu farkına varmadan kabullenmiştir. Sebebinin ne olduğunu anlamadığı suç, insan psikolojisinin en derin gizemlerinden birisi olan suçluluk duygusunun ta kendisidir ve aslında bu dava sonucunda verilecek ceza, yani ölüm bu davadan kurtulmanın tek yoludur. Kafka'nın karanlık kaleminin en önemli özelliği "dava"nın varoluşçu felsefenin en çetrefilli, tedirgin edici ve boğucu haliyle dışavurumlarından birisi olmasıdır. Kafka'nın ruh dünyasının etkileri sık sık Bay K. üzerinde görülür. Hatta kahramanıyla hayata bakış noktasında çok özdeştir. Üslubun tedirgin ediciliğinden kaynaklanan iç karartıcı bir durgunlukta yaratabilir roman sizlerde. Bazı yerlerde çok sıkıldığınızı düşünebilirsiniz. Benim şahsi kanaatim, romandaki sıkıcılığın sebebi anlattığı şeyin ilginç olmamasından değil, hayatın kendisine ve kavram olarak hayatlarımıza dair en vurucu ve ürkütücü aynayı bizlere tutmasından kaynaklanmaktadır. Yoksa anlattığı konu çok ilginç ve hikaye nereye gideceği yönünde sürekli zihninizi beklemeye alan bir yapı arz etmekte. Kafka'nın sembolik anlatımları arkasında hayata dair şifreleri fark etmeye çalışarak tekrar tekrar okuyabileceğiniz ve her okuduğunuzda biraz daha tedirgin olabileceğiniz bir eser. Sizleri bilemem ama bence kitap okumak; eğlenmek, stres atmak veya benzeri kısıtlı bir duygu durumunun içine hapsolmak anlamına gelmemeli. İnsanlar ağlamak, üzülmek, korkmak, tedirgin olmak, düşünmek için de kitap okuyabilmelidir. Bu anlamda Kafka okumak benim hobilerimden biridir. Tarzı ve anlatımı rahatsız etmekle birlikte, bu rahatsızlığın insan doğasının anlamına dair sırlar barındırıyor olması ve bu sırları çözmeye çalışmak bana hep ayrı bir zevk vermiştir. 

Kafka aslında hepimize hayatlarımızın sebepsiz bir suçluluğun bizleri esir ettiği ve yargılandığımız bir dava olduğunu anlatıyor. Etrafımızdaki herkes kendi davalarının çözümsüzlüğü içerisinde bir kısır döngünün içerisine hapsolmuşken, bizlerinde davalarından haberdardır. Kendi çözümsüzlüğünün farkında olmayan, özgürlüklerini hak etmek ve davalarını kazanmak için çaba harcamaktan yorulan, kabullenen, umursamayan insanlar için tek kurtuluş, cezalarını çekmek ve ölmek olsa gerektir. Ve kendisiyle hesaplaşmaktan kaçan her insan, bir sabah bileklerine hayatın kelepçeleri vurulmuş olarak uyanmayı seçmiş demektir.

Ya da birileri Josef K. gibilere iftira atmış olmalıdır...



      



Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...