23 Şubat 2017 Perşembe

Sizabul'un İzinde: VI. Yüzyıl Bizans Kaynaklarına Göre, Göktürk- Bizans İlişkileri - Hatice Palaz Erdemir

"Dün neler olduğunu hatırlamayan bir millet, bugün nerede olduğunu bilemez."
Robert E. Lee





Gök-Türkler, Türk tarihinin, Türk adıyla zuhur etmesinin -resmi- başlangıcı olmakla birlikte, Türk tarihinin kaynaksızlık mefhumu bu bahiste de insanı epey zorlamaktadır. Yine de, daha önceki uygarlıklardan farklı olarak Çin kaynakları dışında bir öz kaynağın, Orhun Abidelerinin varlığı, bu uygarlığa ilişkin çoğu problemin çözümünü ve bengütaşlarda geçen bilgilerin önceki uygarlıklara uygulanabilir hale gelmesini sağlamıştır. Bununla birlikte, siyasi tarihi sebebiyle, Gök-Türkler ile ilgili yabancı kaynaklar sadece Çin kaynakları ile sınırlı değildir. İstemi Kağanın batıya yönelen siyaseti sayesinde, Bizans kaynaklarında da Gök-Türklere ilişkin bilgiler bulabilmek mümkün. Bu konuyla ilgili en mühim bilgiler Menandros tarafından aktarılmakla birlikte, size maratonda ikinci olarak tanıtacağım bir kitap, Bizans kaynaklarında yer alan az miktardaki bilgi ile kaleme alınmış, kısa ama etkileyici bir çalışma. Arkeoloji ve Sanat Yayınları tarafından yayınlanan kitap, karton kapaklı 91 sayfa. Elbette dipnotları ve kaynakça bölümünü çıkartırsanız 65 sayfalık bir okuma gerektiriyor ki, dipnotlara odaklanarak dahi okusanız aynı gün içerisinde bitirilmesi muhtemel bir kitap. Hatice Palaz Erdemir'in izlediği metot ve anlatışının akıcılığı itibariyle de, benim gibi altını çizerek okuyan insanlardan değilseniz çok daha kısa sürelerde kitabı bitirmeniz olası. Konuya Menandros, Maurucius, Simokattes gibi Bizans kaynaklarından bakılıyor olması sebebiyle, aslında bu kitapta bizim Batı Gök-Türkleri olarak adlandırdığımız siyasi yapıyla ilgili olarak daha fazla bilgi ediniliyor. Aslına bakarsanız, bütün Gök-Türk tarihinden kısa bir kesitin bilgisini içeriyor kitap. Ancak bu gibi kitapları değerli kılan şeylerden birisi de konuya özgülenmiş olmaları. İstemi Kağan ve ardından Tardu döneminde Bizans'a göre Gök-Türk Kağanlığının durumu, onlarla yapmış oldukları ikili anlaşmalar, neden uydukları, neden uymadıkları gibi konuları en ufak ayrıntısına kadar okumak keyifli. Başlığa takılıyorsanız, Sizabul, Bizanslıların İstemi'yi seslendiriş şekli. Kaynaklarda Stembis Dizabulos olarak geçtiğine ilişkin kitap dışı bir bilgim de var, ancak kitap içeriğinde Sizabul kullanıldığı için, ben de aynı kullanımda kalarak, konu üzerinde biraz takılı kaldım. Aslında Bizans kaynaklarındaki bu isimlendirmeden sonra, Zaur Hasanov'un Skuthai yazılışının Skuzay okunması gerektiğine ilişkin teoriyi kafamda ters çevirip, Sizabul'un da Sithabul dolayısıyla İstemi olup olamayacağına ilişkin epey kurgu gerektiren bir tez geliştirdiğimi söylemeliyim. Tabii ki, bilimsel anlamda bunu ispat edecek bir delilim yok; ancak araştırmacı olmanın verdiği en güzel duygu da bu olsa gerek. Araştırmalarım sonucu edindiğim fikirleri illa ki akademik ciddiyet içerisinde delillendirmek mecburiyetinde değilim.

Buna rağmen yaptığım işin ciddiyetine dayanarak en azından düşünme sebeplerimi açıklıyorum. Kitaba dönüş yapacak olursam, aslında sayfa sayısı az olmasına karşın, içeriğinden çok fazla şey alabileceğiniz bir kitap olduğunu belirteyim. Özellikle Bizans kaynakları ile ilgili olarak daha önce bir okuma yapmadıysanız, bu konudaki açığınızı rahatlıkla kapatabilecek bilgilere sahip bir eser olduğunu da söyleyebilirim. Elbette kaynakların tek taraflılığı sebebiyle kitap belirli noktalarda az olan hacmine rağmen kendisini tekrar edebiliyor. Bunun dışında Çin kaynaklarında sıkça karşılaşmakta olduğumuz taraflılık konusu, Bizans kaynakları açısından da muteber bir itiraz. Ancak Erdemir'in bu konuda not düştüğü açıklamalar sizin, kaynak bilgiye sorgusuz sualsiz kapılmanıza engel oluyor. Eserin hacminin az olmasının en önemli sebebi, bu konudaki kaynakların da ne yazık ki çok fazla olmamasıyla doğrudan alakalı. Kaynakların bu kadar az olmasının sebebi de, sadece Batı Gök-Türk Kağanlığının, belirli bir zaman dilimi için Bizans İmparatorluğu ile antlaşma hukuku içerisinde bulunmuş olup, tarafların üzerlerinde anlaşmış oldukları hususlara karşılıklı riayetsizliği sonucu kesilen ilişkiler olarak gösterebiliriz. Her ne kadar Gök-Türkler için Orhun Anıtları diye adlandırılan kayıtlar sebebiyle, kendi kaynakları ile tanıma imkanımız olduğundan bahsedebiliyor olsak da, Kül-Tegin Anıtı olarak adlandırılan bengütaşta kendisinden kısaca bahsedilmesinin dışında, İstemi Kağan ve Batı Gök-Türk kağanlığı hakkında çok fazla bilgi sahibi olamamaktayız. Bu sebeple de, diğer kaynaklar hem Gök-Türk kağanlık yapısını, hem de anlaşmalar yapmanın sebeplerini değerlendirmekte bize hep aynı pencereden bakma mecburiyeti getirmektedir. İçeriğine her ne kadar vakıf olamıyor olsak da, Bizans ile diplomasi yürütülmesi ve Sasani İmparatorluğuna karşı bir strateji izleniyor olması, Türk devlet yapısı ve siyaseti adına gelişmiş bir yönetim yapısı olduğuna karine teşkil edebilir. Bununla birlikte İstemi Kağan'ın anlaşmasına uymayan Tardu Kağan'ın anlaşmaya uymama sebepleri hususunda, Bizans kaynakları dışında Erdemir tarafından getirilen yorum, Çin kaynaklarına dayandırıldığı için, aslında bu tip çapraz kaynak okumasının olayların çözümüne ne derece büyük katkı sağlayabileceğini göstermesi açısından da önemli ve dikkat çekici olmuş.

Kitabın dipnotları ise en az kitap kadar mühim bir işlev görüyor. Çünkü bu dipnotlarda sadece Gök-Türk, Bizans ilişkileri doğrultusunda değil, genel Türk tarihi veya Bizans kaynaklarının yorumlanışında o tarihteki olayların önemi gibi başlıklarda değerlendirme yapma şansına sahip oluyorsunuz. Esas itibariyle Batı Gök-Türk Kağanlığı dış siyaseti dışında irdelenebilecek bir konusu bulunmamasına karşın pek fazla yerde karşılaşamayacağınız ilginç bilgiler de edinebiliyorsunuz. Kendi adıma en önemlisi, şu ana kadar okumuş olduğum kaynakları ele alarak söyleyecek olursam, Gök-Türkler ile ilgili diğer kaynaklarda henüz rastlamadığım "Bosporus (Kerç) boğazına kadar olan Bizans topraklarının Tardu zamanında zaptedilmiş olması" bilgisiydi. Kitapta geçtiğine göre bir sene süreyle bugünkü Kırım'a tekabül eden yerde bulunan Kerç boğazının Türkler tarafından istila edildiği, daha sonra Bizans kaynaklarında nedeni yer almamakla birlikte, Erdemir'in yorumuyla mevcut siyasi iç karışıklıklar sebebiyle birden geri çekildiklerine ilişkin çok kıymetli bir bilgi var. Sonuç olarak, Türk tarihinin Batı Gök-Türk Kağanlığının daha batıda nasıl tanındığı ve algılandığı, nelerle özdeş tutulduğu konusunda ufuk açabilecek nitelikte bir kitap. Bizanslıların Türkleri de "İskit" olarak adlandırması, Herodot'tan bugüne değin süren tarihçilik gelenekleri doğrultusunda Türkleri, İskitlerle özdeş tutabiliyor olması bile aslında küçük gibi görülen önemli bilgi kırıntıları. Kaldı ki bana sorarsanız, günümüzde tarihi, bir bilim olarak önemli kılan şey de, bu küçük bilgi kırıntıları üzerinden hareket ederek geniş bir perspektif çıkarabilmek. Kitapla ilgili son söz, Gök-Türkler ile ilgili olarak her yerde karşılaşamayacağınız türden bilgiler arıyorsanız, bu kitap kesinlikle kaçırmamanız gereken küçük bir hazine kıymetinde olduğudur. Görebildiğim kadarıyla da halen satışta olan bir kitap. O yüzden kaçırmamanızı tavsiye ederim.

Tarih maratonunda ilerleyişimiz devam ediyor. Tarihi ve daha da önemlisi kitap okumayı sevdirmek için, lütfen beğendiğiniz yazıları-tanıtımları paylaşmayı ihmal etmeyin.

Kitaplarla ve tarihle kalın.


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...